Aralık 2024’te Çin ve Güney Kore menşeli soğuk haddelenmiş, galvanizli ve boyalı sac ürünlerine yönelik başlatılan anti-damping soruşturmasının nihai bildirim raporunun yayımlanmasının ardından SOGAD (Soğuk Haddelenmiş, Galvanizli ve Boyalı Sac Üreticileri Derneği) Genel Sekreteri Asuman Gürsoy değerlendirmelerde bulundu.
Gürsoy, soruşturma sürecini yürüten Ticaret Bakanlığı yetkililerine teşekkür ederek alınan kararın yerli üretim dalının maruz kaldığı haksız rekabetin tespiti açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Yapılan incelemelerde Çin menşeli firmalar için %24,85–%36 arasında damping marjlarının belirlenmesinin sektör açısından önemli bir veri olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Gürsoy, Güney Kore menşeli ürünler için belirlenen %10,48–%27 aralığındaki damping marjlarının sektör beklentilerinin altında kaldığını ve ithalat baskısını yeterince azaltmayabileceğini söyledi.
Gürsoy, “Damping uygulamalarının varlığı açık biçimde ortaya konmuştur. Bu açıdan alınan karar son derece değerlidir. Ancak özellikle Güney Kore için belirlenen oranların piyasadaki bozucu etkiyi tamamen ortadan kaldıracak seviyede olmadığı yönünde sektörümüzde güçlü bir kanaat bulunmaktadır,” dedi. Gürsoy, son dönemde ithalatçı firmalar tarafından yapılan bazı ticari planlamaların da bu durumu destekler nitelikte olduğunu belirterek şunları söyledi: “Piyasadan aldığımız duyumlara göre bazı ithalatçı firmalar, Güney Kore için açıklanan oranların ticareti sınırlayıcı bir etki yaratmayacağını değerlendirmektedir. Bu nedenle ithalat planlamalarını sürdürmekte ve ticari anlaşmalarını bu çerçevede şekillendirmektedirler. Güney Koreli ihracatçıların da olası vergileri rahatlıkla karşılayabileceklerini ifade ettikleri belirtilmektedir. Bu durum, belirlenen oranların piyasa üzerindeki caydırıcılık düzeyinin sektör tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini göstermektedir.”
Sektörün mevcut ekonomik koşullarına da değinen Gürsoy, yerli üreticilerin son dönemde ciddi bir baskı altında olduğunu belirtti. “Soruşturma 2024 yılında başlatılmış olmasına rağmen, 2025 yılında ithalatın daha da arttığını görüyoruz. Üç ürün toplamında 2025 yılında Güney Kore’den yapılan ithalat 2024’e göre %21, Çin’den yapılan ithalat ise %32 artmıştır. Zarar iddiasının incelendiği yıl olan 2021 ile 2025 karşılaştırıldığında ise Güney Kore’den yapılan ithalatın %127, Çin’den yapılan ithalatın ise %50 arttığı görülmektedir. Bununla birlikte sektörümüzün kârlılığı giderek düşmekte, kapasite kullanım oranlarımız da gerilemektedir. Bu tablo, sektörün anti-damping başvuru döneminden bile daha zor bir süreçten geçtiğini açıkça göstermektedir.”
Küresel ticaret gelişmelerine de dikkat çeken Gürsoy, Çin’in 2025 yılında tarihinin en yüksek çelik ihracat seviyelerine ulaştığını ve artan ticaret önlemlerinin küresel ticaret akımlarını yeniden şekillendirdiğini belirtti. “AB’de kotaların yarıya düşürülmesi, CBAM uygulaması ve ABD’deki Section 232 gibi önlemler Çin ve Güney Kore gibi büyük ihracatçı ülkeleri alternatif pazarlara yönlendirmektedir. Bu korumacılık önlemleri sonucunda Türkiye’nin bu ülkeler için daha önemli bir alternatif pazar haline gelmesi kaçınılmazdır. Özellikle Güney Kore ile yürürlükte olan Serbest Ticaret Anlaşması nedeniyle gümrük vergisinin bulunmaması bu yönelimi daha da güçlendirmektedir,” dedi.
Gürsoy ek olarak Güney Kore’nin Türkiye pazarındaki güçlü konumuna dikkat çekerek, 2025 yılında soğuk haddelenmiş, galvanizli ve boyalı ürünlerde Türkiye’nin toplam ithalatının yaklaşık %27’sinin Güney Kore menşeli olduğunu belirtti. Güney Kore’nin Avrupa’ya yaptığı ihracatın yaklaşık yarısını Türkiye pazarına yönlendirdiğini ifade eden Gürsoy, Çin’in de %31’lik pazar payıyla öne çıktığını vurguladı. Böylece iki ülkenin Türkiye pazarında belirleyici bir üstünlük kurarak piyasayı büyük ölçüde domine ettiğini dile getirdi.
Son olarak Gürsoy, “Yerli üretim dalının maruz kaldığı zarar soruşturma bulgularıyla açık şekilde ortaya konmuştur. Bu nedenle önlemlerin güçlü ve caydırıcı biçimde uygulanması, Türkiye’nin üretim gücünün korunması ve yatırımların sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşımaktadır. Süreç boyunca gösterdikleri hassasiyet ve titiz çalışmalarından dolayı Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz,” dedi.


